Söyleşiler

Filosof-bilimadamı ve Felsefe-bilime ilişkin mülakat

Sayın hocam sizin çalışmalarınız kültür felsefesi üzerine sizce filozof dediğimiz kişiler bir kültürün filozofu mu yoksa kültürler üstü olarak değerlendirilebilecek olan bir felsefe geleneğinin mi filozoflarıdır? Eğer bir filozofu kendi kültüründen bağımsız ele almak mümkün değilse veya filozoflar kültürlerinin filozofları ise, Müslüman bir düşünür ya da filozof için çağdaşlaşma kriteri nedir? Bu kriter nasıl belirlenebilir? Çağdaş problemlere yönelik bizim kültürümüzden ne gibi çözümler üretilebilir?

Filozof, içinden çıktığı kültürün değerlerini taşır. O kültürden, o kültürle yolu bulmuş ve biçimlenmiştir. Felsefeciler yahut filozoflar da herkes gibi toplumunun, kültürünün insanıdır. Zaten aksini düşünmemizin imkânı yok. Çünkü kültür bizi belirleyen, meydana getiren içine doğup içinde geliştiğimiz bir olaydır. Fakat filozof kültürünün dar çizgileri, sınırları içinde hapis kalmaz. Filozof olmanın başta gelen şartı, onun kültürünü aşabilmesidir. Filozof herhangi biri değil. O dâhîdir. Dâhîliğinin en belirgin özelliği hayâlgücünün geniş olmasıdır. Filozof, hayâlgücünün genişliği ölçüsünde kültürün çizdiği ufukları aşmar. Felsefeci ile filozof farklı kişilerdir. Filozof, özgün bir yapıyı meydana getiren kimsedir. Elbette bu yapı güneşin altında hiç görülmemiş bir olay değil. Fakat özgün ve yeni ufuklar açan yönler içerir. Filozof, yeni ufuklar açan kişidir. Her durumda içinden çıktığı kültüre yeni kapılar açan biridir. Özgün ve yeni bir ufuk açamayan kişi filozof değil; sâdece yorumcu, yânî Türkcede felsefeci dediğimiz kişidir. Kısacası filozof için yerellikten evrenselliğe yol alan bir yapının müellifi, denilebilir.

Kategoriler:

İnsanı, İnsana Malzeme Kılamazsınız…

TEOMAN DURALI, İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, EDEBİYET FAKÜLTESİNDE BİYOLOJİ FELSEFESİ PROFESÖRÜ. DURALI, GENETİK ALANINDAKİ GELİŞMELERİ "ETİK" AÇISINDAN, NPQ TÜRKİYE İÇİN DEĞERLENDİRDİ. 

Çağımızın en önemli gelişmesi, atom fiziğinin yanında, biyoloji alanında olmuştur. Ve biyolojideki gelişmelerin en ön sırasında yer alanı ise, moloküler biyolojide kaydedilmiş olan ilerlemelerdir. Moleküler biyoloji ise, moloküler genetik ve moleküler evrim olmak üzere sınıflanabilir. Moleküler genetiğin açtığı yeni ufuklar, bilim açısından büyük merakları gidermeye yönelirken, ahlâk yönünden çok büyük sorunları da beraberinde getirmiştir.

Kategoriler:

Felsefe ile edebiyat mukayesesi üzerine

Hocam, felsefenin diliyle edebiyatın dili birbirinden herhalde çok farklıdır. Edebî dilde ima vardır, mecaz ve telmih, hatta mübalağa vardır, çok anlamlılık vardır. Felsefî dil kesinlik mi ifade etmek zorundadır? Yani bir çeşit matematik dili gibi, kesin olmak zorunda mıdır? Böyle olmazsa felsefe olmaz mı? 

Önce şunu belirtmekte fayda var: Edebî olan, bir dilin gelişmişliğini gösterir. Şu halde öncelik edebî dildedir. Dil edebîleşmemişse, güçlü bir edebiyatı taşıyacak duruma gelmemişse, oradan felsefî dile geçilemez. O halde iki dilden bahsedebiliriz. Günlük dil, edebî dil… Gerçi şimdi bütün dillerin gelişmiş olduğunu söyleyenler var. Bir ölçüde bu doğru. İlkel dil yoktur. İlkel dilin ne olduğunu da tasavvur edemiyoruz. Ama bunu, her dil, kendisini kullanan toplumların ihtiyacını karşılayacak kudrettedir manâsında anlamak lâzım. Evet bu manâda ilkel dil yok. Bunu bir tarafa bırakalım. Bir dilin incelmesi, yüksek ifade gücüne ulaşması edebiyatla mümkündür. Edebiyat yoluyla zenginleşen bir dilden felsefe dilini rahatlıkla üretebilirsiniz. Felsefe dili demek aynı zamanda bilim dilidir.

Kategoriler:

Doğayla barışacak mıyız, savaşacak mıyız?

ÜLKÜ KARAOSMANOĞLU: Orijinal NPQ genetik biliminin ortaya çıkardığı fırsat ve tehditleri ele alan bir özel sayı hazırladı ve pek çok çetrefilli sorunu da gündeme taşıdı. Makalelere şöyle bir göz atıldığında teknolojinin gelişmesiyle doğanın istila edilmesi arasındaki paralellikten endişe duyanlar da var; bu endişeler nedeniyle bilimsel çalışmaların olumsuz etkilenmemesi gerektiğini savunanlar da var.
Doğayı “ehlileştirmek” için ilk adımlar ne zaman atıldı? Biliyoruz ki insanların doğayla uyum içinde yaşadığı tarihi dönemler oldu. Ne oldu da bu hayat tarzı reddedildi? Bu toplantımızda geçmiş, şimdiki durum ve bir gelecek perspektifi çıkarabilir miyiz?
Bu dergi bildiğiniz gibi orijinal NPQ’nun ana konusuna yerli katkı eklenerek hazırlanıyor. Biyoteknoloji alanındaki hızlı gelişmeye orijinal NPQ doğal olarak Amerika’ya özgü paradigmaların içinden bakıyor. Nersinden bakılırsa bakılsın Doğu penceresinin içinde ter alan bir ülkenin insanları olarak onlardan ayrıştığımız ne varsa bu toplantımızda ortaya çıkarmalıyız. Sözü dergimizin yayımlanmaya başladığı 1998 yılından bu yana danışmanlığını yapan Halit Bey’e vermek istiyorum.

Kategoriler:

Subscribe to RSS - Söyleşiler